Ege ile Akdeniz Bölgeleri arasında bir geçiş şehri olan Denizli, Akdeniz veya Ege’ye doğru pusulasını ayarlamış olan gezginler için, en ilgi çekici duraklardan biridir. Ege Bölgesi’nin İzmir’den sonraki en büyük kenti olan Denizli, aynı zamanda Türkiye’nin en önemli ihracat ve sanayi kentlerinden biri. En az bir defa, Denizli’nin tekstil ürünlerinin methini duymuşsunuzdur. Gezginler için az keşfedilmiş, ama en ilgi çekici yerlerden biri olan Denizli, tarihi doku anlamında çok zengin bir kent. Şehirde pek çok antik yerleşim merkezi bulunmakta. Her yıl yerli ve yabancı binlerce turisti ağırlayan şehir, alternatif bir gezi rotası. Denizli uçak bileti ile, birçok yeri UNESCO listesine girmiş olan bu güzelim şehri ziyaret etmek çok kolay.
Denizli’nin kısa tarihi
Aslını isterseniz bugünkü Denizli, yeni bir şehir. Tarihte asıl Denizli olarak geçen yer, bugünkü Denizli’nin 7 kilometre kadar kuzeyinde yer alan Laodikya kenti. Ancak Laodikya, Bizans ve Selçuklular arasında süregiden savaşlar sebebiyle, ciddi bir şekilde tahribata uğramıştır. En çok zararı da kentin su yolları görmüştür. Su sıkıntısı baş göstermeye başladığında Laodikya kent merkezi, su kaynaklarına doğru yer değiştirmeye başlamıştır. Ege kıyılarından iç kesimlere doğru uzanan bir yol üzerinde oluşmaya başlayan yeni kent, özellikle 1950 civarında, karayollarının düzenlenmesi ve geliştirilmesi ile birlikte kalabalıklaşmaya başlamıştır.
Kenti ilk defa kuran kişi, Suriye Kralı II: Antiokhos’tur (M.Ö. 261-245). Antiokhos yeni kurduğu bu şehre, karısı Laodikya’nın ismini vermiştir. Türkler Denizli’de ilk defa, tıpkı Anadolu’nun diğer merkezlerinde olduğu gibi, 1070 yıllarında görülmeye başlanmıştır. Türk Beylikleri’nin ardından bölgeye bir süreliğine Bizans hakim olmuştur. Ardından hakimiyet tekrar Türklere geçmiştir. Bizans ve Türk orduları arasında sürekli olarak el değiştiren ve bu esnada büyük tahribata uğrayan kent, 1306 yılında Türkleşmiş, 1391 yılında ‘da Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Denizli’nin ismi, tarihi kaynaklarda farklı farklı geçmektedir. Ladik, Tonguzlug, Tenguzlug, Tunguzlu bu isimlerden bir kaçıdır. Tengiz kelimesinin anlamı, eski Türkçe’de denizdir. Tengiz kelimesinin farklı söylenişleri olan Tonguz, Tenguz ve Tunguz, sonuna –lug, -lu gibi ekler alarak, aslında günümüzün Denizli’si olmuştur.
Denizli’de görülmesi gereken yerler
1- Pamukkale Travertenleri
Elbette ilk sırayı Pamukkale Travertenleri’ne ayırıyoruz. Şehrin simgesi olan bu travertenler, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde. Türkiye’nin en ikonik oluşumlarından biri olan Pamukkale Travertenleri, doğal mineralli kaynak suları ve muhteşem görüntüsü ile görenleri büyülüyor. Akan suyun içerisinde bulunan bu mineraller, özellikle de karbonat, bu terasları oluşturmuştur. Pamukkale Travertenleri, her yıl binlerce turist tarafından ziyaret edilmektedir. Görsel bir şölen sunmasının yanı sıra, Pamukkale Travertenleri şifalıdır da. Pamukkale Kaplıcaları‘nı her yıl onlarca kalp ve romatizma hastası, sindirim, solunum ve dolaşım rahatsızlıkları olanlar, deri hastalıkları ile mücadele edenler tarafından, şifa bulmak için ziyaret edilmektedir. Bölge boyunca, 35 ila 100 santigrat derecede değişen sıcaklıklarda, tam 17 adet su kaynağı bulunmaktadır.

2- Hierapolis Antik Kenti
Antik coğrafyacıların verdiği bilgiler incelendiğinde, bu kentin bir Frig kenti olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Kentin kuruluşu ile ilgili bilgiler oldukça kısıtlıdır. Ancak Pergamon Kralı II. Eumenes zamanında kurulduğu düşünülmektedir. Bu düşünceye göre M.Ö. 2. yüzyılda kurulan kent, M.S. 60 yılında meydana gelen büyük depremle, yerle bir olmuştur. Roma İmparator’u Neron döneminde gerçekleşen bu depremin ardından, şehir Neron tarafından yeniden yaptırılmıştır. Bu sebeple eski Helenistik özelliklerinin pek çoğunu yitirmiştir. Günümüzde ayakta kalan kısımların çok büyük kısmı, Roma Dönemi’ne tarihlenmektedir. Roma Dönemi’nin ardından gelen Bizans Dönemi’nde de kent önemini korumaya devam etmiştir. M.S. 80 yılı civarında, İsa’nın havarilerinden biri olan Filipus, Hierapolis’te öldürülmüştür. Bu sebeple antik kent, aynı zamanda önemli bir Hristiyanlık merkezidir. Hatta Bizans Dönemi’nde piskoposluk merkezi olmuştur. Şehirde antik tiyatro, nekropolis, Domityan Yolu ve Kapısı, Oktokonus Tapınağı, agora, çeşme binası, hamam, bir kilise ve katedral bulunmuştur. Şehirdeki antik tiyatronun mimarisine bakılarak, burada geçmişte gladyatör dövüşlerinin yapıldığı sonucuna varılmıştır.

3- Kleopatra Havuzu
Pamukkale Travertenlerini besleyen kaynaktan beslenen havuz, yaklaşık 20 yüzyıldır ayaktadır. M.S. 60 yılında meydana gelen büyük depremde, Hierapolis kentinde koca bir çukur açılmış ve kentin güzelim sütunlarından bazıları, bu çukurun içine doğru yıkılmıştır. Termal sular, bu alanın içine dolmaya başlamıştır ve böylece havuz oluşmuştur. Kleopatra Havuzu’nun şifalı suları, cilt, solunum, dolaşım, sindirim ve kalp rahatsızlıkları gibi pek çok hastalığa iyi gelmekte. Zaten Pamukkale de antik zamanların spa merkeziymiş; yani yüzyıllardır insanlar bu topraklarda şifa arıyor. Kleopatra Havuzu’nda yüzmek serbest. Aynı zamanda suyu da içilebilir. Özellikle su altında çekim yapabilen bir cihazınız varsa, kesinlikle Kleopatra Havuzu’na girmeli ve bu muhteşem güzelliği görüntülemelisiniz.

4- Apollon Tapınağı
Tapınak, çok eski ve dini bir mağara olduğuna inanılan Plutonion üzerinde kurulmuştur. Efsaneye göre Apollon burada Tanrıça Kybele ile uluşmuştur. Burası yerli halkın en eski ibadethanelerinden birisidir. Tapınağa, 70 metre uzunluğundaki giriş basamakları ile ulaşılır. Tapınakta yer alan kalıntılar, Helenistik Döneme tarihlemektedir.
5- Laodikeia Antik Kenti
Helenistik Kent, M.Ö. 3. yüzyılın ortalarında Seleukos Kralı Antiokhos tatarfından karısı Laodike için yaptırılmıştır. Kent Hristiyanlığın ilk yedi kilisesinden birine sahiptir ve erken dönemin en önemli dini merkezlerinden biridir. Antik kent çok önemli arkeolojik kalıntılara sahiptir. Laodikeia’nın bu çok önemli kalıntıları içerisinde, Anadolu’nun en büyük stadyumu, 2 tiyatro, 4 adet hamam, 5 adet agora, 5 çeşme binası, 2 anıtsal giriş kapısı, tapınaklar, evler, kiliseler ve anıtsal caddeler vardır. Romalılar kente özel olarak önem vermiştir. Antik kent, UNESCO tarafından Dünya Doğal ve Kültürel Mirasları geçici listesine alınmıştır.

6- Tripolis Antik Kenti
Denizli’nin dokumaları ile ünlü Buldan İlçesi’nde, Yenicekent Kasabası ile Menderes Nehri arasındaki yamaç üzerinde kurulmuştur. Kent Helenistik Dönem’de Frigya, Karya ve Lidya bölgelerinin kesişim noktasında yer almaktadır. Bu sebeple adı Tripolis’ tir. Kentteki yerleşim günümüzden 5000 yıl öncesine dayanmaktadır. Kenti 13. yüzyılın ilk yarısında, Bizanslılar ve Türkler arasında sürekli el değiştirmiştir. Kent tarihi boyunca çok sayıda deprem ve savaşa şahitlik etmiştir.
7- Tokalı Kanyonu
Doğa harikası olan kanyon, ziyaretçilerine tam 26 kilometre boyunca eşsiz bir tabiat manzarası sunmaktadır. Tokalı Kanyonu’nu geçmek, toplam 7-8 saat sürmektedir. Kanyona Kocayayla’dan girilir ve Gümüşsu Beldesi’nden çıkılır. Yöre halkı tarafından, hayvanların bile geçemediği bir yer olarak nitelendirildiği için, tam olarak keşfedilmesi 1993 yılını bulmuştur. Efsaneye göre Roma Dönemi’nde kanyonda altın saklanırmış, hatta rivayete göre saklanan altın miktarı 30-40 tonu bulmaktaymış. Sonra kocaman bir kaya hazinenin bulunduğu yere düşerek, hazinenin önünü kapatmış. Geçilemez denilen bu kanyon, ilk defa 1993 yılında, bir ekip tarafından geçilmiş. Ardından da kanyonun turizme açılma çalışmaları başlatılmış. Tokalı Kanyonu’na yapacağınız ziyaret, eminiz ki sizi çok etkileyecek. Çok keyifli bir yürüyüşle geçeceğiniz kanyon, muhteşem manzaraları barındırmakta. Dik yamaçlardaki kartal yuvaları, sarp kayaların eşlik ettiği dar geçitler, bu dar geçitlerin üzerinden ara ara göz kırpan gökyüzü, Denizli seyahatinizin en unutulmaz dakikalarından biri olacak.
8- Honoz Dağı Milli Parkı
Pamukkale ve Serinhisar İlçeleri sınırlarının içerisinde yer alan Honoz Dağı, etrafında muhteşem bir doğanın bulunduğu Milli Park ile çevrelenmiştir. Honoz Dağı, 2571 metrelik rakıma sahiptir ve Ege Bölgesi’nin en yüksek noktasıdır. Bu yükseklik, dağın fauna ve florasının kendine özgü olmasını sağlamıştır. Özel iklim koşulları bu bölgede çok çeşitli bitkilerin oluşmasına yardımcı olmuştur. Milli parkın içerisinde şelaleler ve farklı jeolojik süreçlerin oluşturduğu muhteşem oluşumlar vardır. Milli park, muhteşem bir peyzaj ve doğa manzarasına sahiptir. Milli Park içerisi ve çevresinde, günübirlik vakit geçirebileceğiniz pek çok tesis vardır. Milli Park aynı zamanda kampçılar için de çok güzel bir adrestir. Honoz Dağı Milli Parkı’nda bol oksijen eşliğinde uzun yürüyüşler yapabilir, doğanın tadını çıkarabilirsiniz.

9- Karahayıt Kaplıcaları
Pamukkale’deki termal kaplıcaların bir uzantısı olan Karahayıt Kaplıcaları, Pamukkale suları ile aynı özellikleri göstermektedir. Karahayıt Kaplıcaları, ülkemizin en ünlü kaplıcalarından biridir ve her yıl binlerce kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Kaplıca sularının mide, bağırsak, deri, safra yolları, cilt hastalıkları ve romatizmal rahatsızlıklara iyi geldiği bilinmektedir. Kaplıcaların sularının şifalı olduğu, Ege Üniversitesi’nden bilim adamları tarafından da kanıtlanmıştır. Tatilinize şifalı anılar katmak isterseniz, kaplıcaları mutlaka ziyaret edin.

10- Akhan Kervansarayı
Akhan Kervansarayı, Anadolu Selçuklularının Ege Bölgesi’ndeki son kervansaraylarındandır. Diğer kervansaraylarla kıyaslandığında oldukça küçük kalan yapı, simetrik bir plan göstermez. Açık ve kapalı iki alandan oluşan kervansaray, ön tarafından kullanılan beyaz mermerler sebebiyle “Akhan” adını almıştır. Oldukça sade bir mimariye sahip olan kervansaray, İpek Yolu üzerinde, batı yönündeki son kervansaraydır
11- Yeşildere Şelalesi
Diğer bir adıyla Ağlayan Kaya Şelalesi, 55 metre yükseklikten dökülen bir şelaledir. Şelaleye Yeşildere denmesinin sebebi, şelale etrafındaki kayaların yosun tutması ve şelale çevresindeki alandaki ağaçlardır. Bu alanda asırlık çınar ağaçları yaşamaktadır. Yeşildere Şelalesi civarında piknik alanları da mevcuttur. Şelalede foto safari, jeep safari ve balık avcılığı gibi aktiviteler yapılabilir. Su sesleri eşliğinde, şelale etrafındaki çam ormanlarının içerisinde uzun yürüyüşler yapabilir, doğa ile baş başa olmanın huzurunu yaşayabilirsiniz.
12- Keloğlan Mağarası
Keloğlan Mağarası, Türkiye’de turizme açılan ilk mağaralardan biridir. Mağaranın uzunluğu yaklaşık olarak 150 metre kadardır. Mağara fosil bir mağara türü olduğu için, mağara içerisinde çok sayıda sarkıt ve dikit bulunmaktadır. Mağaranın içerisinde yuvalamış olan yarasa kolonisi de, mağaraya ayrı bir güzellik katmaktadır. Mağara şahane bir şekilde ışıklandırılmış ve bu sayede muhteşem bir görünüme kavuşturulmuştur. Mağaranın etrafında çok sayıda kafe bulmak mümkündür. Mağara gezinizin ardından bu kafelerde soluklanıp çayınızı yudumlayabilirsiniz.

13- Pamukkale Arkeoloji Müzesi
Hierapolis Antik Kenti’nin en büyük yapılarından biri olan Roma Hamamı, günümüzde arkeoloji müzesi olarak kullanılmaktadır. Müzede Denizli’de bulunan antik kentlerden çıkartılan pek çok arkeolojik buluntu sergilenmektedir.

14- Atatürk Evi Etnografya Müzesi
Müze binası, mimaride Sakız Üslubu denilen bir üslupla inşa edilmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında parti binası olarak kullanılan yapı, Atatürk’ün 1931 yılındaki Denizli seyahatinde konakladığı yerdir. 1950’li yıllardan sonra Sağlık Bakanlığı’nın kullanımına tahsis edilen bina, verem savaş dispanseri olarak hizmet vermiştir. Bina 1984 yılında müze olarak hizmete açılmıştır. Müzenin alt katında, Denizli kültürüne ait etnografik eşyalar bulunmaktadır. Üst katta ise Atatürk’e ait eşyaların sergilendiği bir oda ve konak olarak kullanılan odalar vardır.
15- Goncalı Tren İstasyonu
Tren İstasyonu binası ve alanı, 1890 yılında İngiliz bir şirket tarafından demir yolu hattı kapsamında inşa edilmiştir. Tren istasyonu alanı, gar, lojman, bekçi kulübesi, ambar ve su ikmal kulesinden oluşmaktadır. Laodikeia Antik Kenti ile aynı yerde bulunan Goncalı Tren İstasyonu, antik kent gezisinin öncesi veya sonrasında muhakkak ziyaret edilmelidir.
Denizli dendi mi akla gelen şeylerden biri de, tekstil ürünleri. Özellikle Buldan bezinden yapılan ürünler, yöreye özgü. Yazın terletmeyen bir özelliğe sahip. Denizli’ye yolunuz düşerse, havlu, nevresim ve tekstil eşyası satan dükkanlara da uğramadan geçmeyin.
Doğal ve tarihi güzellikleri ile, ziyaretçilerine görünenden çok daha fazlasını vadeden Denizli, Akdeniz veya Ege seyahatinizin uğrak noktalarından biri olmaya her anlamda aday. Aerobilet fırsatlarından yararlanıp Denizli’ye ucuz uçak bileti ile uçabilirsiniz.














