Van uçak bileti ile inci kefali diyarına yolculuk

0
2103

Doğu Anadolu Bölgesi’nin en kalabalık şehri olan Van, tarihi kaynaklara göre, dünyanın en eski yerleşim bölgelerinden biri. Çok bereketli topraklar üzerinde bulunması, elbette bunun en önemli sebebi. Medeniyetin en eski beşiklerinden biri olan bu şehir gerek doğası, gerekse de tarihi yönü ile keşfedilmeye değerdir. Bu sebeple pek çok gezgin, sıklıkla rotasını Van’a çevirir. Kendine has bir kültür, mutlaka tadılması gereken yöresel lezzetler ve geçmiş medeniyetlerin izleri ile tanışmanız için, bir Van uçak bileti satın almanız yeterli.

Van’ın kısa tarihi

Van’daki ilk yerleşim izleri, M.Ö. 7000 yıllarına kadar geri gider. Van’da günümüze kadar yapılan kazılarda, Kalkolitik Çağ, Tunç ve Demir Çağı’na ilişkin yerleşimler bulunmuştur.

Van’daki ilk medeniyet izleri, Urartulara aittir. Van, Urartu medeniyetinin merkezi konumundadır. Başkent olan Van’ın, o dönemdeki adı ise Tuşpa idi. Bazı kaynaklara göre, şehri ilk kuran kişi, Asur Kraliçesi Semiramis’tir.

Urartular’ın ardından bölgeye, Medler, Persler, Büyük İskender, Selevkoslar, Ermeniler, Partlar, Romalılar, Sasaniler ve Rumlar hakim olmuştur. Bölgedeki Rum hakimiyetinin ardından, şehrin kontrolü bir süreliğine Araplara geçmiştir. Ardından tekrar Rum hakimiyeti altına giren şehir, bir süreliğine Abbasi ya da Rumlara bağlı olan Ermeni Beyleri tarafından yönetilmiştir.

Bölgeye 11. yüzyılda bir Türkmen akını başlamıştır. Bunun ardından Selçuklular, İlhanlılar, Celayiriler, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve nihayetinde de Osmanlı İmparatorluğu, şehre hükmetmeye başlamıştır.

Görüldüğü gibi, verimli toprakları sebebiyle Van, tarih boyunca pek çok defa el değiştirmiştir. Bu durum, Van’ın medeniyetine çok büyük bir zenginlik katmış, çok kültürlülük ortamını sağlamıştır. 20. yüzyıla kadar Van topraklarında, Türkler, Kürtler, Araplar ve Ermeniler bir arada yaşamış ve şehrin geleneklerinin oluşmasında Osmanlı ve İran etkileri önemli olmuştur. Bu bakımdan şehir, dünyada az bulunan bir örnektir.

Van’da görülmesi gereken yerler

1- Van Kalesi

Tam 3000 yıldır ayakta olan kale, sadece bu sebeple bile efsanevi bir özelliğe sahiptir. Günümüze çok iyi bir durumda ulaşabilmiştir. Urartu Kralı I. Sarduri tarafından yaptırılan kale, şehri tepeden, kuşbakışı görecek bir şekilde inşa edilmiştir. Van gölü kıyısında, doğu batı yönlü bir kaya birikintisinin üzerinde bulunan kale, efsaneye göre o dönemlerde yaşayan devler tarafından yapılmıştır; çünkü o zamanın şartlarıyla böyle bir kale yapılmasının imkanı yoktur.

Van Kalesi

Kalede çeşitli Urartu krallarına ait mezar odaları bulunur. Madır Burcu, Analı Kız Açık Hava Tapınağı ve Bin Merdivenler, kale içerisinde yer alan diğer bölümlerdir.

2- Hoşap Kalesi

Urartu Dönemi’nde inşa edilen kale, Mahmudi Süleyman Bey tarafından 1643 tarihinde, günümüzdeki şekline kavuşturulmuştur. Kalenin içerisinde saray olarak kullanılan yapılar, seyir köşkü, haremlik ve selamlık olarak kullanılan alanlar, mescit, zindan, fırın ve sarnıç yer almaktadır. Kale, yaklaşık 50 yıl boyunca karakol olarak kullanılmıştır. Kalede hem Osmanlı, hem de İran’ın mimari özelliklerine rastlanmaktadır.

Hoşap Kalesi, Van

3- Çavuştepe Kalesi

Kalenin yapımı, Urartu Kralı II. Sarduri’nin emri ile M.Ö. 734 tarihinde tamamlanmıştır. 1961 – 1986 yılları arasında yürütülen kazılarda ortaya çıkan kale, aşağı ve yukarı kale olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. İçerisinde tapınaklar, saray binaları, sarnıç, depolar ve ahırlar bulunan kale alanının etrafı, büyük blok taşlardan oluşan surlarla çevrilidir. Kale bölgesi, Antik Urartu Bölgesi olarak da adlandırılır.

Çavuştepe Kalesi 1961 – 1986 yılları arasında yürütülen kazılarda ortaya çıkarılmıştır

4- Van Gölü

Van’ın Tatvan Bölgesi’nde bulunan göl, yerel halk tarafından Van Denizi olarak adlandırılır. Van gölü yapısı itibariyle volkanik bir göldür. Nemrut Dağı’nın patlaması sonucunda oluşan büyük kratere, su birikmesi sonucu meydana geldiği bilinmektedir. Bu sebeple Van Gölü’nün suyu tuzlu ve sodalıdır. Pek çok koyu olan Van Gölü’nün suları, ne tatlı, ne de tuzlu su olarak nitelendirilebilir. Tamamen kendine özgü bir şekilde, tuzlu – sodalı olarak adlandırılan sularında, bu sebeple biyolojik bir çeşitlilik yoktur. Gölde yaşayan tek balık türü inci kefalidir ve inci kefali dünyada sadece Van Gölü’nde vardır.

Van Gölü’nde bulunan Akdamar, Çarpanak, Kuş ve Adır ismindeki adalar, 1990 yılında Arkeolojik Sit Alanı ilan edilmiştir. Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü, turistik açıdan da oldukça önemlidir.

İnci kefali dünyada sadece Van Gölü’nde yetişir

Van Gölü’nden bahsetmişken inci kefallerinin serüvenini biraz daha ayrıntılı anlatmak gerekir. Dünyada yalnızca Van Gölü’nde bulunan bu balığa, Van Balığı da denir. İnci kefalleri oldukça mucizevi hayvanlardır. Yaşadıkları tuzlu – sodalı su, yumurtaları için elverişli olmadığından, nisan aylarında tatlı sulara doğru göç ederler. Bu göç onlar için akarsuların ters istikametine doğru yüzdükleri, bazen havada sıçrayarak yol aldıkları, müthiş yorucu bir serüvendir. Yumurtalarını akarsulara bıraktıktan sonra, haziran ayında yeniden Van Gölü’ne dönen inci kefallerinin ortalama ömrü, 8 ila 10 yıldır. Dünyada bu denli büyük çaptaki bir balık göçü, sadece inci kefalleri tarafından Van Gölü’nde gerçekleştirilir. Bu sebeple nisan aylarında Van Gölü çevresi, çok sayıda turisti kendine çeker.

5- Akdamar Adası ve Kilisesi

Van Gölü üzerinde bulunan ve arkeolojik sit alanı olan Akdamar Adası, göl üzerindeki adaların en ünlüsüdür. Bu ününü, üzerinde bulunan kiliseye borçlu olduğunu söylersek pek de yanılmış olmayız. Akdamar Kilisesi, mimari üslubu ve dış kaplamasındaki rölyefleri ile, nadir güzellikteki eserlerden biridir. Kilisenin yapılış amacı, gerçek haçın bir parçasını koruma altına almaktır. 7. yüzyılda Kudüs topraklarından çalınan gerçek haçın bir parçası, İran’a getirilmiştir. Kilise haçı korumak amacıyla, Kral Gagik’in emri üzerine, Akdamar Adasına inşa edilmiştir.

Kilisenin en benzersiz özelliği, dış cephesini saran rölyefleridir. Sanatsal açıdan paha biçilemeyecek bir değerdeki bu rölyefler, İncil’den sahneleri anlatır.

Akdamar Adası ve Kilisesi, Van

Akdamar Adası ve Kilisesi’nin bir de çok bilinen bir efsanesi vardır. Efsaneye göre, bir rahibin kızı olan dünyalar güzeli Tamara, bir Türk gencine aşık olur. Gençler gizlice buluşarak aşklarını sürdürürler ve gel zaman git zaman haklarında bazı dedikodular yapılmaya başlar. Bu dedikodulardan rahatsız olan rahip baba, Akdamar Adası’ndaki kiliseyi yaptırır ve kızını buraya hapseder. Bu hapis, genç aşıkları ayıramaz. Her gece yüzerek adaya, sevgilisinin yanına ulaşan genç, sabahın ilk ışıklarıyla adadan ayrılır. Tamara gece karanlığında sevgilisinin yolunu kaybetmemesi için bir fener yakar. Bu feneri fark eden rahip baba, fırtınalı bir gecede feneri söndürür. Fırtınanın etkisi ile kabaran dalgalarla boğuşmaktan yorgun düşen genç, “Ah Tamara, Ah Tamara” diyerek boğulur. Bunun üzerine adanın adı Akdamar Adası olarak kalır.

6- Van Müzesi

1932 yılında, bir depo binasına bazı eserlerin yerleştirilmesi ile temelleri atılan Van Müzesi, resmi olarak 1972 yılında kurulmuştur. Müzede Urartular, Akkoyunlular ve Karakoyunlular’a ait pek çok eser sergilenmektedir. Van’ın engin medeniyetini ve tarihi zenginliklerini anlamak için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir noktadır.

7- Peri Bacaları

Başkale İlçesi’ne bağlı olan Yavuzlar Köyü’ndeki Peri Bacaları, “Vanadokya” şeklinde de adlandırılmaktadır. Volkanik bir dağ olan Yiğit Dağı’nın püskürttüğü lavların, zamanla, rüzgar ve yağmur tarafından aşındırılması ile oluşmuşlardır. Bölgede son zamanlarda keşfedilmeye başlanan çok sayıda tünel ve mağara da bulunmaktadır. Bölgede ayrıca 12 adet oyma taş ev bulunur.

Peri Bacaları Yiğit Dağı’nın püskürttüğü lavlar sonucu oluşmuştur

8- Varagavank Ermeni Manastırı

İsmi Yedi Kilise, Varak Surp Haç Manastırı olarak da bilinen manastır, yedi ayrı kiliseden oluşan büyük bir komplekstir. 8. yüzyılda inşasına başlanmış, 1022 yılında da tüm bölümleri tamamlanmıştır.

9- Muradiye Şelalesi

Tendürek Dağı’ndan beslenen Bend-i Mahi çayı üzerinde bulunan şelale, sadece kendi güzelliği ile değil, çevresindeki bitki örtüsünün güzelliği ile de görenleri büyülemektedir. Yaz aylarında yemyeşil bir görünüme bürünen şelale, kış aylarında ise donarak, Pamukkale’deki travertenleri andırır.

Muradiye Şelalesi, Van

10- Şeytan Köprüsü

Bend-i Mahi çayının üzerine, 18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl başlarında yapıldığı tahmin edilmektedir. Muradiye’de bulunan köprü, Muradiye’nin çevre köyler ile olan ulaşımını sağlamaktadır. Tehlikeli ve dar bir köprü olduğu için, adına Şeytan Köprüsü denmiştir. Düzgün kesme taş ve moloz kullanılarak yapılan köprü, tek gözlüdür. Köprünün alt kısmında, birbirine çok yakın bir şekilde duran iki büyük kaya vardır. Su, bu kayaların arasından fışkırarak akar. Bu da köprüye çok güzel bir görünüm kazandırır.

11- Van Kedi Evi

Van kedisi tüm dünyaca ünlü ve Türkiye’ye ait bir kedi ırkıdır. Bu dünyalar güzeli kedilerin koruma altında olmaları, ırklarına dair oluşabilecek hastalıkların ıslahı amacıyla, Van şehir merkezinde bulunan Van Kedi Evi kurulmuştur.

Van kedilerinin en önemli özelliği, bir gözleri genellikle kehribar rengi, diğer gözlerinin ise mavi olmasıdır

Van kedilerinin tam olarak ne zaman Van’a geldikleri bilinmemektedir. Bölge iklimine uyum sağlayan kalın postları ve kürkleri vardır. Bir gözleri genellikle kehribar rengi iken, diğer gözleri mavidir. Bembeyaz bir kar topunu andıran bu kedilerin, oldukça uzun ve tüylü bir kuyrukları vardır. Yazın serinlemelerine yardımcı olacak şekilde tüyleri incelir ve dökülür. Dünyada melezleşmemiş ırkların başında gelmektedir. Van kedisinin bir diğer özelliği de suya olan düşkünlüğüdür. Banyo yapmayı çok seven Van kedileri, ayrıca çok oyuncu ve sahibine çok sadık hayvanlardır.

12- Hüsrev Paşa Camisi

Van Beylerbeyi Hüsrev Paşa tarafından 1567 yılında, Eski Van’ın bugünkü Ortakapı Mahallesi’nde yaptırılmıştır. Mimar Sinan’ın eserleri arasında gösterilen tarihi caminin planı kare şeklindedir ve üzeri kubbe ile örtülüdür. Ulaşımı oldukça kolay olan camiyi görmeden, Van’dan dönmemenizi tavsiye ediyoruz.

13- Halime Hatun Kümbeti

Gevaş ilçesinde bulunan kümbet, kitabesine göre 1335 yılında Melik İzzeddin tarafından kızı Halime Hatun için yaptırılmıştır. Onikigen olarak planlanan kümbet gövdesinin üzerinde, piramit şeklinde külahı bulunur. Kümbetin yapımında yöreye özgü kırmızı taş kullanılmıştır. Dış cephede mukarnas gibi pek çok taş işçiliği sanatına yer verilmiştir.

Halime Hatun Kümbeti

14- Ayanis Kalesi

Kitabesine göre M.Ö. 645-643 yılları arasında, Argişti’nin oğlu Rusa tarafından yaptırılan kale, Urartu döneminin son zamanlarını aydınlatması açısından önemli bir yere sahiptir. Kazılarda elde edilen verilere göre, kale Urartular döneminde ve Orta Çağ’da, yerleşim alanı olarak kullanılmıştır.

15- Adır Adası

Van Gölü’ndeki dört adadan biri olan Adır Adası, tıpkı Akdamar Adası gibi Arkeolojik Sit Alanı’dır. Adır Adası, hem doğal güzellikleri ile, hem martıların kuluçkaya yattıkları yer olması ile, hem de üzerinde bulunan Lim Manastırı ile, Van’ın en turistik noktalarından biridir. Lim Manastırı, 11. yüzyılda adanın güney kısmına inşa edilmiştir. Manastır kompleksinin içerisinde bir kilise, bir şapel, papazlık okulu, keşiş hücreleri, misafirhane ve liman vardır. Bu yapılardan günümüze ulaşabilenleri yalnızca kilise ve şapel olmuştur.

16- Erçek Gölü

Erçek Gölü, Van Gölü’nün doğu kısmında oluşan bir doğal set gölüdür. Erçek Gölü’nün en önemli özelliği, kuşlarıdır. Türkiye’de yaşayan 453 kuş türünün neredeyse yarısı, burada hayatını sürdürmektedir. Yalnız yerel türlerin değil, flamingo gibi göçmen kuşların da üreme ve konaklama alanlarından biri olan Erçek Gölü, dünyadaki en büyük flamingo konaklama alanlarından biri olarak gösterilmektedir.

Erçek Gölü flamingoların uğrak noktalarındandır

Van’da Ne Yemeli?

Tüm bu güzelliklerinin yanında Van, ayrıca gastronomi tutkunları için de popüler bir rotadır. Van’a özgü pek çok güzel lezzetin yanında, Van’ın sabah kahvaltıları da oldukça ünlüdür. Şimdilerde neredeyse yurdun tüm bölgelerinde ünlü olan “Serpme Kahvaltı” geleneği, Van’ın tüm ülkemize bir armağanıdır. Van’ın en özel lezzetleri arasında gösterilen Van Otlu Peyniri de, adından da anlaşılacağı üzere, yalnızca Van’a özgüdür. Çünkü yapımında kullanılan otlar, sadece Van’da yetişmektedir.

Van’ı henüz görmediyseniz, harekete geçmek için beklememenizi tavsiye ediyoruz. Doğal güzellikleri, zengin medeniyeti ve tarihi dokusu, kendine has lezzetleri ile, Van sizi de büyüleyecek. Van’a yolculuk ederken Aerobilet’in ucuz uçak bileti ve size özel kampanyalarından faydalanmak için, hemen tıklayın.